5 Ocak 2013 Cumartesi

Pazar kahvaltısı

       Tüm aile bir arada olurduk. Her pazar bir şölen olurdu. Dedem kıymalı börek, yada anneannem mısır ekmeği, kıymalı poğaça , cicipapa (yumurtalı ekmek) yapardı. Dedemin demli çayının kokusu, sobanın sıcaklığıyla evi sarardı. Bir de ailenin sarı reisi Pıtır tabi ki.. Herkesten önce bir sandalyeye o kurulur, peynir beklerdi.. Edi ile Büdü'nün cıvıltısı da salonu sarardı tabi ki..

Herşeyin ufağı




                Anneannem benim için kendi kullandığı ne varsa onun küçüğünü alırdı ya da yapardı. Oklavanın küçüğü, mutfak önlüğünün küçüğü, dikiş makinesinin küçüğü, leğenin küçüğü, yer bezinin küçüğü.. Böylece gün içinde hem ona sözde yardım etmeye çalışırdım hem sıkılmaz hem de öğrenirdim. Minik oklavamla mantı hamuru açmak dünyanın en büyük zevkiydi..

2 Kasım 2012 Cuma

Reçelli yağlı ballı ekmek




           Sanmayın ki kendime.. Asla sevmezdim bunları yemeği.. Öğretmen anneme hazırlardım her sabah, Allah zihin açıklığı versin diye.. Ekmeğin üstüne sürmek zevkli gelirdi. Meğer annemi ben şişmanlatmışım. :D

Akasya ağacı




                  Evimizin hemen yanındaydı bu kocaman ağaç. Ilık bahar sabahlarında mis gibi kokusu, salon penceresinden içeri dolardı. Rüzgar esince daha da bir hoş kokardı. Gün boyu onu izleyebilirdim.. Geceleri teyzemin eve gelmediği zamanlarda teyzemin yatağına ters yatar, onu izlerdim. Bu seferloş sokak lambasının ışığı da vururdu akasyaya.. Bir de en çok hoşuma giden şey, bu esnada dolunay önünden geçerek onu örten, siyaha yakın lacivert bulutlardı. Ne hoş bir manzaraydı. Ayaklarımı soğuk yeşil duvara dayayıp öylece izlerken uyuyakalırdım.

Susam Sokağı keyfi



           Esprili biri oluşumun en büyük kaynağı bence Susam Sokağı'dır. Hala her bölümünü repliklere kadar deli gibi hatırlarım. En sevdiğim programdı. Sagra'dan alınmış poşet içinde rengarenk kalp şeklindeki minik draje çikolatalarım ve reklam aralarında salonda tur attığım direksiyonlu, 3 tekerlekli , sepeti alt tarafında bulunan, siyah-kırmızı çizgili deri seleli demir bisikletim de tamamlayıcılarıydı. :)

Mutfak camı




             Anneannem bulaşık yıkarken ve yemek yaparken, mutfağın salonla ortasındaki duvarında olan camından beni izler, hep benimle konuşurdu. Gözü hep bende olurdu. Ben de kendi halimde oyun oynar, meyve yer, çizgi film izlerdim. Mutfak camının önüne rengarenk saçlı şans cüceleri olan Troller'i dizmeyi çok severdim. :)

Çarşamba günü sabahları




         Çarşamba günü gelsin diye iple çekerdim. Çünkü en sevdiğim günlerden biriydi.. Apartmanın altındaki Alev Pastanesi'nde sadece bu güne özel kıymalı pide yapılırdı ve biz de her hafta en az 10-15 pide yaptırırdık eve.. Bir yandan Ramazan Amca'nın nefis pidelerinin kokusu, bir yandan Çarşamba Pazarı'ndaki ev önüne tezgah açan meyvecilerin 'Al al al al!' diye bağırtısı, bir yandan camdan içeri giren ılık rüzgar ve güneşin ışıltısı.. İşte her çarşamba güne böyle başlardım.